20 Mayıs 2015 Çarşamba
google seo fiyatı ile tarih bilgileri55
google seo fiyatı ile tarih bilgileri55 bugün yine tarihkokuyor ve google seo fiyatı sizlere bu güzel bilgileri hazırladı ve google seo fiyatı diyorki Ahmcd Cevdet Paşa’nın eserlerinde Medeni Kânun’un fıkıhtan alındığını bildiğini gösteren bir kayda rastlanmaz. Ancak onun (1980; 107-10; 1986: II1/102) bu konuda, hicri 1281 (1864) yüın-da dönemin Fransız büyükelçisi Marquis de Moustier ile sohbetlerini anlatırken verdiği anlamh bir ipucu vardır. Bü)'ükelçi, Napo-Icon’un “Eğer bir din ile mütedeyyin olsam Müslüman olurdum. Zira Müslümanlıkta clerge, yani ruhbaniyet yoktur” dediğini Cevdet Paşa’ya aktardıktan sonra, gördüğü ulemâ sınıfını ruhban sım-fına benzeterek Napoleon’un yanılmış olabileceğini belirtir. Buna karşı Paşa, “Napoleon bu meseleyi pekâlâ tahkik eylemiş ve pek güzel söylemiş. Hakikaten Islâm’da clerge yoktur”
ki politik kanyrriylc HıvTccldîn, çok zor şartlar altında tahta çıkaa içcnç hükümdar Sultan Abdülhamid’ın dikkatini çekmekte gecikmedi. Onun arzusu üzerine 1878’de İstanbul’a gelen Hayreddîn, hemen vezirlik rütbesi alarak hey’et-i â\'ân üyesi» daha sonra da 4 Aralık 1878 ile 29 Temmuz 1879 tarihleri arasında sekiz ay sureyie sadrazam oldu (Çetin 1999). Doğulu ve Batılı kulturu birleştiren entelektüel kişili^» pratik tecrübesi, gözlem gücü ve aynı zamandı İslâmî duvarhgıyla Paşa, aslında II. Abdulhamid gibi bir sultan ıçm mükemmel bir kılaviizdu. Ancak Hayreddîn, esasında pejoratif anlamda siyasete aykırı, ilkeli, dobra kişiliği ve yabancı kökeninden dolayı Namık Kemal ve Ahmed Cevdet dâhil Osmanlı seçkinlcn-nin hasedine uğramıştır.^* O, Sultana anayasal bir rejim kurulması yolunda ciddî reform teklifleri sunmuş, fakat çevresinin etkisiyle Sultan Abdülhamid, onu, Osmanlı geleneğinden ve Avrupa siyasi rejimlerinin Islâm siyasetiyle uyuşamayacağı gerçeğinden habersiz olmakla eleştirmişlerdir. Paşa, sadaretin, sultanın iradesini onaylamakla yükümlü bir acente olmadığı kanaatinde ısrarcı olduğundan istifa yolunu seçti. Sultan, etrafındaki seçkinlerin baskılarına daha fazla dayanamadığı için resmen gözden çıkarsa da gerçekte saygı duyduğu için ondan fiilen, akıl hocası olarak yararlanmaya devam etmiştir.
’• Namık Kemal, Hayreddîn Paşa’nın ahlakî meziyetini itiraf etmekle birlikte sıvası gelişmişlik açısından Osmanlı’dan aşağı gördüğü Tunus’tan gcldiğ için entelektüel ve mesleki kalitesini küçümser; “Paşa belki Buhara veya Tahran’ da iyi bir sadrazam olabilirdi. Fakat biz Tunus’tan memur dilenecek kadar düşmemiştik. (...) çunku Tunus maiumat-ı siyasiycce bizden çok aşağdu. (...) Hayreddîn Paşa’ya ahlakça vükelamızın hiç biri müsavi olamaz, fücat idrakçe hepsi müsavidir" (Tanscl 1967: 11/199, 290, 305). Ahmed Cevdet Paşa ise saraya gittikçe Mabeyn Başkâtibi Ali Rıza Bey’c “Şu Arabi niçin söyletip duruyorsunuz, niçin defetmiyorsunuz?" şeklinde sözler sarf ediyordu Daha önce kendisini Padişaha öven Şeyhülislâm Üryani-zâde Ahmed E.sad Efendi de gözden düşmesi üzerine Hayreddîn Paşa’ya Vükela Heyetinde, “Sen ne bilirsin, kendini hakîkaten büyük adam mı zannettin. Senin sözün kaleme gelmez” gibi sözlerle çatmaya başlamıştı (Çetin 1999; 319, 321, Karıl 1988; 288, 306).
Hayrcddin’i Akvemul-MnâliK\ yazmaya Sultan AbdüIaziz’dcİQ ıttıhdatçı cJÇilimlerin sevk ettiğini savunarak onu, Yeni Osmanlı hareketi mensubu ve Akvtm \ de onların programı olarak gösteren Fransız Tanzimat tarihçisi Engclhardt’m^^ tezi artık gcçerlı^m kaybetmiştir. Onun fikirleriyle Yeni Osmanlılannkilcr arasında benzerlik olduğu kadar farklıbklar da vardı.^ Öncelikle bütün İslâm dünyasına yönelik kuşatıcı bir perspektif benimseyen Paşa, Osmanlı’nın özel kadar İslâm dün\*asının genel şartlarını da dikkate alır. Yeni Osmanlılar ise öncelikle Osmanlı-merkczli diışunu-yorlar, İslâm dünyasının kaderini Osmanlınınkinc bağlı görüyorlardı. Bu kuşatıcı bakış açısı sayesinde Paşa (1986: 144-66), Osmanlıcılık ideolojisinin akıbeti hakkında Yeni Osmanlılar’dan daha gerçekçi ve isabetli tespitler yapmıştır.
Ha>Tcddin, bu vasıflanyla Namık Kemal ile Ahmed Cevdet’in sentezi ideal bir entelektüel sayılabilirdi. Bununla birlikte temelde siyasî-pragmatik bir amaçla hareket ettiği için onda, ayn ayrı Kemal ve Cevdefde bulunabilecek entelektüel derinliğin bulunama-
“ 7 Ağustos 1878 tarihli bir mektubunda, ..Akvemü'l-Mesâlik^ Kânipaşa-zâde’nin hukuk kitabından Akvem 'm ana fikirleri, gerek payitahtta, gerekse başlıca vilâyet merkezlerinde ara sıra hafif olarak su yüzüne çıkan fikirlerin programlaştınimasından ibaretti: “Sultan Abdülaziz’in saltanatının bu devrinde, yani 1864’ten 1868 senesine kadar cari olan efkân pek güzel tasvir ettiği için burada muhtasar bahsetmeye lüzum hissettim."
“ Hayreddîn’in fikirleriyle Yeni OsmanlıJannkiler arasında mukayese için, Çetin 1999: 129-132. Tunuslu (1986: 146) Hayreddîn, Tanzimat’ın hedeflediği hürriyeti gerçekleştirmede karşılaştığı başarısızlıkla ilgili meşru mazeretleri sıraladıktan sonra son derece ince bir üslupla, “asnn halifesi" olarak nitelendirdiği Sultan Abdülaziz’den bu misyonun gerçekleştirilmesinin beklendiğini ekler.
tabiidir. Ocnc dc f fayrcddin, Ahmcd Cevdet’e daha yakın 4«vıUbılırdi; iki^i de îbni Haldun’un çağdaş şakirtleriydi çünkü. O, muhtemelen şer’î icazete sahip bir âlim olmasa da kuvvedi bir İslâmî kültüre sahipti. Fatih Sultan Mehmed zamamnda sarayda başlayın İlmî lohbctlcr, 1755’tc Sultan III. Mustafa tarafından düzenli Hu/ur I>crslerinc dönüştürüldü. Ramazan aylarının ilk sekiz jimnunde padişahın huzurunda bir mukarrir (anlatıcı) ile beş muha-tâhtn (müzakereci) katılımıyla yapılan Huzur Dersleri, 1924’te halifelimin kaldırılmasına kadar sürdürüldü (Ergin 1977: 1/271— 75). Bunlar, zamanın önde gelen âlimlerinin bir âyetin tefsiri etrafında Arapça olarak yaptıkları, seviyesi hayli yüksek İlmî toplantılardı. Tahsin Paşa’nın rivayetine göre Hayreddîn Paşa, sadrazamken katıldığı bu derslerden birinde mukarrirle uzun bir Umî tartış-mava girmişti (Aktaran, Uzunçarşılı 1984: 222).google seo fiyatı sundu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder