21 Nisan 2015 Salı
google seo fiyati ve tarihi bilgiler
google seo fiyatı ve tarihi bilgiler evet arkadaslar sizin icin güzel yazılarımızı tarih ile ilgili yazılarımızı sizlere sunuyoruz google seo fiyatları diyorki ilk yilUnnda Balük Denizi'nin güney »ahillerinde yaşâmif oUn _ lejbıtı pK lâkım sebeplerden dobyı, II amn sonunda bugunku Gu-hıvalısine göç etmişlerdir. Bunlar Karademz sahıUcnne kadar gel-^ Oon ile Tuna arasındaki sahayı işgal etmişlerdir Güney Rusya bozkırferleşRUf olan Gotlann faahyetleri, 01. Asırda üa istikamet aldı Bunlar Karadeniz sahillerine denizden akmlar icra etmeye çalışırlarken, dı-^ Haftan da güney batıda Romalıların Tuna smırlanna yaklaştılar ve impara* ^Üı ılifidye geçtiler MS IV. yüzyılın başlarında Gotlar arasında siyasî lıder- poju Gotlannın eline geçti. Özellikle Doğu Got Kralı Ermanarik bu gucu ^bulunduruyordu. Ermanarik, kuzeydoğu Asya'da yaşayan Slav kabilele-^ ülkesini feth ederek krallığını bir imparatorluğa dönüştıirdü. Batı Gotlan ^onlsnn daha da batıda olan komşulan üzerinde siyasî bakımdan bir nufuza j^oldu Batı Gotlan ise en ünlüsü Athanarik olan kendi kabile reLsleri tara-^ idare edilmekteydiler”.
366 yılmda Romalılar ile Gotlar arasmda savaş çıktı. Roma ordusu mağlûp 369 yılına kadar süren bu mücadeleler neticesinde, 370 yılmda Gotlar ile Ujjnı İmparatorluğu arasmda bir antlaşma yapıldı. Buna göre; Romalılar Got-lınn kesin bağımsızlığını kabul ettiler. İki yer hariç Gotlann Tuna'yı geçmesi ya-^jjındı Bu iki yerde ise Romalılar ile Gotlar arasmda ticaret yapılan merkezler bulunmakta idi. Bu antlaşmayla Gotlar, Hun akmlanndan önce Roma İmpa-rttorluğu'na karşı aktif hareketlerinden vazgeçtiler.
Gotlann istilâsma maruz kalmayan tek Sarmat gurubu Alanlar idi. Alanla-nn bölgesi, Gotlar ile Alania arasmda sımr fonksiyonu gören Don Nehri'nin tam dokusunda başladı ve bir kaç yüzyıl içerisinde büyük bir alam kapladı. Bu bölge sadece Kafkasya dağlannm güneyine kadar uzanan Don ve İtil (Volga) nehir-lenınsmdakı sahayı değil, kuzeybatı Türkistan'm küçük bir kısmım da ihtiva etmekteydi imparator Traj (98-117) ve Hadrian (117-138) zamanlannda en kudretli dev-nnı yaşayan Roma İmparatorluğu'nda sonralan zaaf emareleri görülmeye baş-iındı Babda çeşitli
bep oidu Bu dunun karşısında imparator Konstontinos (324-337), devw kenn. doguy., Bo^'ne naklederek İstanbul şehriıû kurdu. Bunu^ de Roma Imparatorluğu'nun ağırlık merkezi doğuya geçmiş oldu. Dob ^ ımparatoriu^ bu kısmı E)oğu Roma (Bizans) olarak ortaya çıktı. Batı torluğu lae maruz kaldığı ekonomik ve siyasî sarsıntıların tesiriyle kiKtı^^ düşerek onemuu kaybetü. Dışardan yöneltilen birçok hücumlara hedef yatf knz içerisindeki Batı Romanya bu şartlardan yararlanmak isteyen Tuna boyundaki müstahkem sınırlann (Limes) ötesindeki türlü Germen kavi^ len hucum için fırsat kolladılar
Batıya doğru göç eden ve hakkmda yaklaşık 200 yıl doğru dürüst bu bulunmayan Hunlar, IV. asrın ikinci yarısından itibaren Çin ve Roma kayr^^ lannda yemden ortaya çıktılar. 355-365 yıllan arasında Alanlan mağlûp rek kralhklanna tamamen son verdiler. Tarihî kaynaklarda Alan ülkesiı\i,^ fethi uzenne malûmat veriliyorsa da, şüphesiz bu durum tek bir savaşın n®. ticesi değildir. Çok daha önceleri karşı karşıya gelmişler ve uzun süreli yıp. ratıcı mücadelelerin sonunda Alanlar kesinkes mağlûp edilmişlerdir. Alan Krallığı'nın yıkılmasından ve Alania'nm feth edilmesinden sonra Alan kabi-lelerimn çoğu Hunlarm hâkimiyeti altma girdiler. Daha sonraları bunlar ken di istekleriyle Hunlarm yaptıklan savaşlara Hun komutanlarmm emri altın da katıldılar. Hun hâkimiyetine girmeyen bazı Alan gruplan ise, batıya doğ ru kaçarak bugün torunlanmn yaşadığı Oset'de Kafkas Dağlan'na sığındı lar^.
Balamir Devri ve Kavimler Göçü
Soğdiana'nm fethinden sonra batıya doğru hareket eden Hunlar, 370'li yılların kış mevsimlerinde Balamir^ idaresinde İtil Nehri'ni geçtiler. İtil, Don ve
F Aitheiın^ Attils Et La Huns, %. 93-100; A. Alföldi, 'The Invaaions of Peopics From the Rheine to the Black Sea'', CAÎ, 12, London, 1939, s. 136-164.
* S«. Runciınaıv, "Ortaça|^Unn Baflannda Avrupa ve Türklcr", Belleten, 7,1943, s. 46; K. Cz6gledy, No-mâdhf^pek
^ Komutan altında Hunlan batıya aevk eden Balamir'in, bütün Hun ülkesinin hükümdarı mı yoksa eakı Turk devlet teykılatlanmaama uygun olarak baü kanadı reiai mi olduğu bilinmemektedir. İsmi ilk olarak Jordanea'in eserinde Hun Kralı Balember olarak geçmektedir Oordancs, Romana et Cetıca, s. 91). Bu adın Türkçe mı Grekçe mi yokaa Germence mi olduğu tam olarak ortaya konmamıştır. Got diluıden Valamersla bağlantı kurulmuş Bala-man şekliyle "parlak şöhret" manasına geldiği söylenmiş, Türkçe Bulan ve Boru kelimeleriyle irtibatlaıuiınlmıştır. (G. Doerfer, "Zur Sprache Der Hun-nen", s. lS-21, 33 vd.; O. Pritsak, Balamber, Balambyr, Balamur, Balamir şeklinde ismin Hunca Bala-mur'dam geldiğini ve "cesaretli, yiğit" manalarında olduğunu söylemiştir. O. Pntsak, The Hunnic LjinguMge of the Attüo Cimn, s. 433-435.
Avnjp# Hımlan *119
Kafkasya arasındaki sahada yaşayan Alanlara saldırdılar^. Avrupa'da meşhur juvaıi savaşçılan olan, uzun mızraklar, kılıçlar, ok ve yay ile donanmış olan Alanlan mağlûp ettiler. Alanlar her ne kadar süvari iseler de, at üzerinde ok kullanma kabiliyetleri yoktu. Eskiden "uşakhğı bilmezler, çünkü hepsi asil kandan gelirler" diye methedilen Alanlar, bu zamandan sonra kat'i olarak Hunlann tahakkümü altına girdiler. Kaçan bazı Alan gurupları ise, Balkanlar'da Gotlara daha sonraları ise Vandallara katıldılar. Bunlar, ileride Kartaca'ya kaçarak Van-dal-Alan Dcvleti'ni kurdular^.
Balamir idaresindeki Hunlar, emirleri altmdaki Alanlarla birlikte Don Neh-ri'ni geçerek Ermanarik'in idaresindeki Doğu Got (Ostrogot) smırlan içerisine girdiler. Ostrogotlar, kendilerine 17 kavmin itaat ettiği büyük bir imparatorluk-I tu. Bunlar Azak Denizi dvannda Heruller, Dinyeper Nehri'nin yukan meaasm-
*K.Zem, Dit Deutsdıen .., s. 700 vd.; K. Taubler, Zur Gesckichte Der Aknen, Klio, IX, s. 10* *18; Jorda* me, Ronmnâ et Getia, t. 90-91; A. Vamb^, A Török Faj, Budapest, 1885,8. 80; B. S. Bachrach, A Hû-teryeftkAkru in the West, s. 28-27; Z. Takics, "Huns Et Chmois", Turan, 5,1918, s. 74.
*Ammmma Marcellinus, f. 380-391; A. Vasiliev, (Türk. tere. A. M. Manael), Bizans İmparatorluğu Tarihi, 1, Iftanbul, 1943, f. 104-109; E. Gibbon, Roma İmparatorluğu ’nun Gerileyif ve ÇMf Tarihi, U, İstanbul 1987, s. 411; Gy. Pauler, Magyar Nemzet Töriinete, Budapest, 1900, s. 1-2.
durufmıruı dayaruunavan^ halkını koruyamayan Ermanarik intihar etti. Bu iubıyetteı tofura Ostrogotlar, içimlerinde serbest dışta ise Hunlara bağh tahakküm altına girdiler. Ennanank'in ölümünden sonra tahta Ostrogot kraj leaı Amal kolundan Vithimer seçildi. Fakat Vithimer'in Hım hâkimiyetin^^ kurtulma teşebbuslennı haber alan Balamir ordusuyla harekete geçti. Amal ^ leşinden ve Vithimer'in silah arkadaşı Gensimund'un da yardımıyla Güney \j^ rayna'dakı Erak Nehn kıyısmdaki savaşta Hunlar Vithimer'e saldırdılar. harpte Balamir mızrağını Vithimer'in aimna saplayarak onu öldürdü
Artık Ostrogotlar, Hunlann tamamiyle tahakkümü altma girmişler ve onJa-nn her arzusunu yerme getirmek zorunda kalmışlardır. Vithimer'in yerine Er* nruınank'in oğlu Hunimund^ Ostrogotlarm başma geçti. Hunimund Hunlann emn altında Pannonia'da bulunan Sueb-Quadlara yapılan baskma katıldı. Yeğeni Vandalarius yönetimindeki Vandallarm sürülmesinde rol oynadı. Hunı-mund'un halefi olan ve Hunlar zamamnda son Ostrogot beyi olan Thorismund ise, Karpat bölgesinde yaşayan Gepidlerin baskım sırasmda hayatım kaybetti Thonsmund'un ölümü ile Amal kral ailesinin hükümdar dalı kurudu. Uzaktan akraba olan beyleri başa geçirmeye ise Hunlann ihtiyaa yoktu^. Jordanes bu durumu şöyle anlatmaktadır: "O (Thorismund) öldüğünde, Ostrogotlar onun o kadar çok yasım tuttular ki, 40 yıl boyunca Thron'da onun amsı dudaklarda hep yaşasm diye hiçbir yeni kral çıkarmadılar"^. Kendi beylerini seçemeyecek kadar aciz ve Hun boyunduruğu altmda olan Ostrogotlar, tarihî kaynaklara bu du-runnlanm ancak yukandaki satırlarla açıklamaya çalışnuşlardır^.
gjiarnir idaresindeki Hunlar, Ostrogotlan nıaglûp ettikten sonra, Vıthi-
/ın öldürülmesi ile batıya doğru kaçan bir kısım Ostrogotlan takibe başladı-
, Şunlar kendilerine lider olarak Vithımer'in oğlu çocuk yaştaki Videnk'ı seç-
^ Ama yetki komutanlardan Ostrogot Alatheus ve Alan Saphrax'm
bulunuyordu. Sayısı belli olmayan ve yorgımluktan bitap duşmuş olan UiOitrogot savaşçılan, kendilerini kabul etmeleri isteğiyle Vizigotlann yanına Bu durum Vizigotlan, onlarm peşinden gelen Hun tehlikesiyle karşı 0f[yi bıraktı^.
Hunlann Ostrogotlan mağlûp etmesine dair Ammianus Marcellinus şunla-vızmaktadır: "Hunlar, Alanlan mağlûp edip, onlarla ittifak antlaşması yap-oİLtan sonra, onlarla birlikte oldukça zengin olan Ermanarik'in bölgesine çok Ijıüı ani saldınlarda bulundular. Oldukça savaşçı olan Hunlar, komşu kavim-jtri korkutmuştur. Çünkü onlann birçok yiğitlikleri vardır. Korku ile bu ani hr-önının şiddetinde Ermanarik'e darbe indirildi. O uzun zamandır kendini en iyi jekılde korumuş ve ayakta durabilmişti. Ancak söylentiler geniş etki alam yanıtı ve muhtemel tehlikelerin korkusu ile hayatına son verdi ve bu büyük korkuların dehşetine bir nokta koydu. Onun ölümünden sonra, Vithimeris belli bir jure krallık yaptı. Hunlara güvenerek kendi bölgesini almak için ödeme yaptı.
Ancak, dayandığı birçok mağlubiyetten sonra muharebede öldü. Onun küçük ocunun dönemindeki ismi Viderikus'tur, işlerin yönetimi Alatheus ve Saphrax lırahndan üstlenilmiştir. Onlar yiğitlikleriyle tanınırlar. Ama şartların ağırlığı onlan yerlerini terk etmeye zorladı. Hister (Tuna) ve Borgsthenes arasmda ki oldukça geniş bir ova boyunca akan Dinyester Nehri'ne gelene kadar, tedbirli ola-nkgençekildüer..."''.
Uzun süreden beri Vizigotlann krah olan ve bugünkü Romanya'nm bulundu^ bölgeye yerleşen Athanarik, Ostrogotlarm mağlûp edilmesi, Hunlarm iler-ionesi karşısmda ülkesini savunmaya karar verdi. Athanarik'in, ülkesinin düzlük alanda kurulu olması ve ordusunun şöhreti böyle bir karan almasmda etkili oldu. Çünkü Doğu Roma ordulanna karşı yıllarca başanyla süren ayaklanmanın üzerinden daha kısa bir süre geçmişti^.
Athanarik Vizigotlann ordusuyla hemen ülkesinin doğu smırma, Dinyes-tfindikkıyüanna çekilerek orada savunma yeri hazırladı. Karargâh, araba ve çukurlarla iyice tahkim edildi. Athanarik
aijnda guçiü bir öncü kuvveti de vardı. Yani iyice hazırlıklı olarak taıunn^^ düşmanını bekliyor ve hiçbir sürprizden korkmuyordu. Böylece günler Fakat gunun birinde sabahın çok erken saatinde, ansızın oklar karargâha sa,^ maya başladı Uzakta, Gotlann atış alanlarının dışmda, disiplinli süvari lan dolanıyor ve yabana bir dilde kumanda sözcüğüyle, aym anda, korkuy'^ karşdstnnda duran Vizigotlann üzerine oklarını fırlatıyorlardı. Güneş doğ(j^ ğunda karargâhta yalnızca ölüler vardı. Sağ kalanlar çözülmüş ve dağılmış^y dı. Büyük kısmı güneye, Athanarik ve maiyeti batıya Karpatlar'a kaçı^ş^j (376)^.
Dinyester kıyılarında Vizigotlann başma gelenler, Hunlar ile ilk kez karşı* /aşan batılı birçok kavmin başına da geldi. Hunlar, Gotlann öncüleriyle uğraş, madılar. Onlan dikkatlice farkettinneden kuşattılar. Ay ışığırun aydınlattığı bir gecede, rakiplerinin çok zor geçilir dedikleri nehri geçtiler^.
Dinyester kıyısındaki savaş, Hun savaş tarzına göre incelenecek olursa, HunJann, yalnızca Got öncülerini gözetliyerek ama buna karşılık Athanarik'in karargâhının keşfini yapmayarak dddi bir taktik hatasma düştükleri görülür. Gotlann karargâhı büyük bir ormamn yakınlarında bulunuyordu. Athanarik ve ordusunun tamamının yok olmaktan kurtulması ancak böyle mümkün olmuştu. Ormana kaçan Gotlar herşeylerini bırakarak canlarmı kurtarmışlardı^\
Buna rağmen Gotlarla Hunlar arasmdaki savaş henüz bitmemişti. Oysa bu sefer hakkmda yeteri kadar bilgi alamayan Romalılar, Hunlann, Gotlan "ganimet yükü altında hemen hemen tamamen kırarak" bıraktıklannı düşünüyorlardı. Çünkü Hun savaş stratejisini henüz bilmiyorlardı. Yani yenilen düşmam tamamen mahvolana kadar izleme^. Olaylann buraya kadarki gelişimi Sozome nos'un kilise öykülerinde şöyle aktarılmıştı: "Hunlar Gotlan ilk saldında az vurdular ama daha sonraki bir savaşta büyük bir güçle onlarm ülkesinin tamamını ele geçirdiler"^. Hunlann yeni hikâyesini 410 yılma kadar yazan Zosimos ise, Hunlann,. pek çok kereler kan banyolan gösterisi ve şimşek gibi hızlı savaşçıla-nnın ok yağmurlan yaphklannı. Tuna kıyılannda oturan şaşkma
müthiş saldırısı karşısında ordusu darılan Athanarik^ kendisine ^ Relerle Olt ve Tuna ırmakları arasına oradan da Karpatlar'ı geçerek Ma-sığındı. Fakat Batı Gotlann büyük bir kısmı kendisini değil, krallık-Fntıgem'i takip ettiler. Peşlerinden gelen Hunlar, Alavıvus ve Fri-ı^^^^ygfından kumanda edilen Vizigot ordularım mağlûp ederek dağıttılar If^^^^ındc bulunan Gotlar, Hun dehşetinden kurtulmanın tek yolu oldu-^^j^nüyorlardı. Bu da Hunlar ile kendileri arasmda Tuna'run olmasmı, imparatorluğu sınırlan içerisinde mülteci olarak kalınmasmı ıstiyor-^ poğu Roma İmparatorluğu ise uzun süre, çok sayıdaki Got saldırılan ile j^jya kalmıştı. Onlar, Gotlan, Hun saldınlanndan önce yıkılamayacak ola***^ görüyorlardı. Bu sebeple Roma İmparatorluğu'nun, topraklanna izin verip vermeyeceği bilinmiyordu. Kendisine bağlı Gotlarla ve ormanlannda dolaşan Athanarik, gururundan dolayı ^*^biT talepte bulunmayarak Transilvanya bölgesinde kalmayı yeğledi. Friti-^ |j(jcrliğindeki çok sayıdaki Batı Gotlanrun bu isteği İmparator Valens (364-0)'e iletildi. İmparatorluk konseyindeki tartışmadan sonra, imparatorluk sı-j^Un içerisine Gotlann yerleşmesine izin verildi®^. Zaten Gotlar Hun baskısı daha önce bin bir güçlük, tehlike içerisinde kayık ve sallarla Tuna'yı ^çjnişlerdi. Bu izinle yaşlı erkekler, kadınlar, çocuklarla birlikte iki yüz binden lıxlı savaşçının mülteci olarak imparatorluk topraklanna yerleştiği söylenmek-
teydi**-
Romalılar mültecilere ilk başta insanca muamele ettiler. Çünkü onlan sınır boylanndaki tanm alanlannda çalışacak diri işçiler, nüfusun gittikçe küçülmesini önleyecek ve imparatorluğa yeni güç verecek insanlar olarak düşünüyorlardı. Aynca imparator Valens büyük bir ordu reformu tasarhyor ve mülteci bar-bırian asıl orduyu teşkil edecek askerler olarak değerlendiriyordu. Bu sebeple Gotlann üzerinde güç sahibi olan liderleri Fritigem üe antlaşma imzaladı’^. Fakat durum istenildiği gibi iyi gitmedi. Gotlann ihtiyaçlannm karşılamnası için, zaten zor durumda olan imparatorluk tarafmdan tedbir alınmadı. Kısa bir süre sonra mülteciler arasmda büyük bir yiyecek sıkmtısı baş gösterdi. Gerekli olan şeyler çok fahiş fiyatla satılıyordu. Gotlann çoğu kendilerini ve çocuklarım hayatta kalabilmek gayesiyle köle olarak sattüar. İmparatorluk idarecüeriıün ve ^utanlannm aksi tutumlanna rağmen, askerler ortamdan yararlanarak kadm ve lozlannı açlıktan kurtulmalan karşılığmda ahlak dışı yollara sevk ettiler. Bu utanç verici muamele Gotlar arasmda büyük bir kine sebep oldu. 377 yılı başm
da MjuToanopol» m-mnnda, Romab askerler ile Gotlann bir bölümü ar kan karışıklık tu»ımltecilcnn baş kaklırmasııva sebep oldu. Gotlar, kanlar üzerinden tüm ülkeyi ^ geçirmdk için ustalıkla harekete geçtilç^ ^ yerve talan oldu. Sadece müstahkem şehirler bundan kurtulah^
İran’dan savadan donen Roma ofdusu Gotlan sıkıştırmak istediyse de DajUan ık Tona arasındaki bölgede Got liden Fritigem, keskin bir dönüş rak az sayıdaki HuıvAlan birlikleri ile ittifak yaptı. Bu sırada Makedony^^ Trakva'da dolaşan Hun bırUklerindcn kaçan Doğu Gotlannın krab çocuk ki Vıdenk üe komutanlar Aiatheus ve Saphrax Tuna'da göründüler. Viderik %mym belb olmayan, yorgunluktan bitkin düşmüş olan kuvvetleri Romalılar ^ rafından kabul edilmedi. Bunun üzenne bunlann da katılmasıyla, Gotlar Istajy. bul'a kadar butun Trakya'yı baştanbaşa tahrip ettiler (377 sonlan). Gotlarla itti fak yapan Hun-Alan kıtalan ise, Romalılann emrinde olan ve Balkan n'ndaki müstahkem geçitlerini meydana getiren Limes'lerde küçük bir gruptu*
378'de Doğu Roma İmparatoru Valens, Batı Roma İmparatoru Gratianus'm^ yardımcı kuvvetleri gelmeden ordusunun başında hareket etti. Gotlarla Edirne cıvannda karşılaştı. Çıkan savaş Romalılann hezimetiyle sonuçlandı. İmparator harp meydanında öldürüldü (9 Ağustos 378). Doğu Roma ordusunun büyük bir kısmı telef oldu. Fritigem, bu zaferi Doğu Gotlan komutam Aiatheus ve Saph-rax ile Hun-Alan yardıma birliklerinin ani baskınlanna borçlu idi“. Bu arada Gotlar, kazandıktan zaferin tüm avantajım değerlendiremedi. Açık bir sahada Roma ordulanna karşı savunma yapmalarına rağmen, organizasyon eksikliği ve uvgun kuşatma donanımına sahip olmadıklan için Edime, Heraclea, İstanbul gibi müstahkem şehirleri ele geçiremediler^'.
Gotlar, İlIyria'a kadar vardıklan, İtalya'mn karşısmdaki JuU Alpler civan-na yaklaştıktan halde, ataklan bir kaç ay geçmeden çıkmaza girdi. Doğu Roma İmparatorluğu tahtına Valens'ten sonra I. Theodosios çıktı (379-395). Theodosi-os derhal ordudaki disiplini arttırarak Gotlan sindürmeye çalıştı. Fakat onlan ımpMiratorluğım dışına çıkarmayı başaramadı. Gotlar ve Romablar uzun süren savaşlar dolayısıyla yorgun düşmüşlerdi. Bu sebeple aralarında antlaşmaya vardılar. Aiatheus ve Saphrax idaresindeki Doğu Gotlan ile Hun-Alan kuvvetleri Pannonia ve Moesia'mn üst bölgesine;
.verieştmldıler Bu durum tüm GotUnn bir araya gelmesi demekti Onlar,
ununlarmı yapma ve prenslerini seçme hakkına sahiptiler Vergi ve ha-^ muaf idiler Sınırlan korumak, savaşta Roma ordusuna kendi reıslcn ko-^^nda asker göndermekle mükellef idiler^. I. Theodosios'un hükümranlı^ ^ıtfSftfvda Batı Gotlan sessiz kaldı ve iç karışıklıklarda imparatora yardım da* ^ «ttüer Fakat Theodosios'tan sonra yerine geçen dirayetsiz oğlu Arkadıus 1^9^08) zamanında Batı Gotlan tekrar hareketlenmeye başladılar^ Fnti-ölümünden sonra Batı Gotlan'run başmda Alarik isimli yetenekli bir li* ^ goruldu. Hırslı bir kimse olan Alarik, Batı Gotlarmı açıkça isyana teşvik et* ti Bu ırada emnndekilerle bugünkü Yunanistan'a girerek Atina ve Sparta gibi çok unlu şehirleri işgal etti. Roma ordusu onu kontrol etmek istedi (398) fakat (iti Gotlan mn kontrol edilebileceğini ama hâkimiyet altına almamayacakları-lainlıyan imparator, Alarik'e büyük bir makam vermek suretiyle Gotlan tekfir eski konumlanna getirmeye çalıştı. Ona İlIyria valiliğinde orduyu yönetme vftkuı verdi*^.
Hunlann ortaya çıkışı Romahlar üzerinde sürpriz bir etki yaptı. Romalı as-lycrler, asırlardır kuzeyin yüksek kesimlerinde. Ren kıyüannda, İngiltere'de, İs-pınya'da, Nil ve Anadolu'da yabana kavimlere karşı savaşıyorlardı. Kendilerini vıbma harb tekniğine ve silahlarma karşı korumayı öğrenmişlerdi. Kendi or-duiın içerisinde çok sayıda barbar kavimlerden teşkil edilmiş yardıma askerler bulunuyordu. Hülasa bölgedeki yabana kavimler! yeterince tamyorlardı. Fakat hiç bilmedikleri Hunlann ilk ortaya çıkışlan herkeste büyük bir korku uyandırdı Hunlarla birlikte yaşayanlann anlattıklan bu korkuyu daha da arttınyordu. Hç kunscnin daha önce bu doğululardan ne akrabası vardı ne de hiç kimse on-lâidın bınm gördü veya duydu^.
Hunlann Romalılar tarafmdan tanınması ve onlarla münasebete geçilmemden sonra bazı Lâtin ve Bizans kaynaklarmda şu malûmat verilmektedir:
"Uzaklarda doğunun en kenannda, İskitya'da bir boy yaşıyor. Buz gibi Ta-luus'in ötesinde, kuzeyde hiçbir zaman onlardan daha kötü şöhretlisi yaşama-
0 Mımdıen-Helfen, The Word of the Huns, s. 60-65; H. VVolfram, Geschıchte Der Goten, s. 89 vd.; E. Sim, Htttoıre du Bas Empıre, I, Amsterdam, 1968, 8.188-189.
IM9, adcticn bık korkuf%ç. Öldünılmuş ana baba onlara güzel ve saygın gei (daudiııa daudıamıa)^
Ulaşdmaii tmkAnsız damlık bölgelerde yaşayan Hunlar, birden bire kımç bir kuvvede Godara saldırıp onlan kargaşaya soktuktan sonra, oturdui^^ n yerlerden sürdüler Gotlar kaçışlarında Tuna Nehri'ni geçtiler" (Orosius)^?
•376 yılında Tuna'nın obur tarafında yaşayan İskitlere barbarlar saldır^ Şimdiye kadar görünmemiş bu kavim birdenbire ortaya çıktı. Onlara Hun^j dendi isimlerini, İskit bir kraldan mı, yoksa maymuna benzeyen savaş hevesi, si bir milletten mı aldıklan belli değildir. Yoksa o zamanlar Asya'dan Avrupa'y, nu gelmişler? Çünkü o zaman bataklıklarla dolu boğazm kuruduğu ve onlaru, böylecc Avrupa'ya geldiği söylenmektedir. Atla, kadınlarla, çocuklarla gelip ij. kıtlere saldırmışlardır. Atlan üzerinde savaşmışlar ve oklarıyla çok kan akıtmışlardır Böylece sağ kalan işkiller oturduklan bölgeden vazgeçip Tuna'mn obur tarafına kaçmışlardır" (Zosimus)**.
• .Hanlar, Gotlara ilk etapta hafif bir saldın gerçekleştirmiş, daha sonra ise şiddetli bir saldın ile tüm yerleşim bölgelerini ele geçirmişlerdir. Bunun üzerine Gotlar Roma bölgelerine kaçıp, nehri geçtikten sonra imparatorun yanma gidip ülkelerine yerleşmek istediler. Bunun karşılığmda ileride Romalılara yardım gruplan oluşturacaklarına dair söz verdiler" (Sozomenos)^’.
Sokrates isimli bir Bizanslı kilise tarihçisi bu konuda şu bilgileri vermektedir: "İmparator, gelen orduyu karşılamak amacıyla şehrin dış kıyısına geldiğinde askerler onu öldürdüler. Tek başına hükümdar olmayı istemek ve Hunlan Roma bölgesine getirmekle suçlanıyordu. Çünkü o tarihlerde Hunlar, Arme-nia'yı ve doğuda bazı yerleri işgal etmişlerdi"^.
Hieronymos, 395-396 yıllarına ait mektuplarmda şunlan yazmaktadır: •...tam ben kadınlann bulunduğu bir yeri ararken haberciler, her yerde cinayet işleyen, saldırılar yapan, tehlikeli atlar üzerinde ilerleyen Hun akıncılarının saldırıya geçtikleri haberini getirdiler. Roma ordusu o sıralarda İtalya'da iç savaşlarla uğ;raşıyordu. Hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkıveriyorlardı. Din, kadm, çocuk demeden hepsini öldürüyor ve hiç kimseye acmuyorlardı. Onlarm bitmek tükenmek bilmeyen altm istekleri vardı. Bu yüzden asıl amaçlan Kudüs'e girmekti. Bizler de o zamanlar gemilerimizi hazırlayıp kıyıda beklemek zorunday
olay kiliseye ait kayıtlarda şöyle anlatılmaktadır "Zamanımızm çökü-ukçc tüylerim ürperiyor. 20 yüdır Roma kam birçok yerde insafsız-r. Iskitya, Trakya, Makedonya, Dalmaçya ve daha birçok yer Got 1ar, Alanlar, Hunlar tarafından işgal edilmiştir. Birçok kadmımız, genç
ve asil yaşayan insanlanmızm hayatı saygısızca mahvedilmiştir. Pisko^ytkalanmış, papaz ve başka birçok muhterem insan öldürülmüştür Kili-dönüştürülmüştür. Her tarafta aa, korku ve ölüm görülmıiştür. Ro-oluyor ama biz etkilenmiyoruz. Barbarların hâkimiyetleri alb-Yunanistan kimbüir nasıl bir durumdadır. Önce doğunun bu skan-^ A n korunacağı söylenmiştir. Ancak geçen yıl Kafkas Dağlan'nda saldırılar ^ kleştirilnıiş ve büyük bölgeler ele geçirilmiştir. Ne çok manastır elimizden ne çok nehir insan kamyla sulandı"^.
paUmir ve Hunlann birdenbire ortaya çıkan zaferlerinin, başanlannm sır-^ '^Icrallanmn mükemmel okçulan olduğu" çağdaşlan Romalılar tarafmdan belirtilmiştir. Nitekim elleri müthiş bir isabetle hedefi buluyordu. Öfke anında hedefi hiç şaşırmazlardı. Onlaım atışlan mutlaka ölümü getirir-^ Bunun bilinen meşhur ilk örneği Balamir'in mızrağıyla ölen Vithimer^dir. Roma'da hiçbir zaman at ve süvarisi arasmda böyle bir ahenk görülmedi Atla-nnda sanki "çivilenmiş gibi" sanki "perçinlennüş gibi" oturuyorlardı. Ayn bir değerlendirmede ise "Kentaurlar bile atlanyla onlardan bu derece daha sıkı fıkı buvümemişlerdir. Romalılann gözünde çirkin ve dayanıklı atlan inanılmaz işlerde yetenekli bozkır ırkı kar altında bile yiyecek bulmuştur" deniliyordu^.
Hunlar yanlarında yedek atlar bulundurduklan için yorulmuş atlarım dinlenmiş atlarla sürekli değiştirebilmişlerdi. Aym devirlere ait eski bir kaynak on-lann iki, üç aü aym anda idare edebilmelerini sihirbazlık olarak nitelendiriyor ve “uğursuz atlan hep dinlenikti. Onlarm kendilerinin yorgun oLmalan gerekirdi" diyordu^*. Hunlu süvariler sezonluk silahşörler değildiler. Onlar
kadar ya» da iyi saYaşabılırimli Bu gerçeği Doğu Avrupa kavı-, MRfa en lyı Ronalılar öğrenmişler ve Hunlann tesiriyle piyadelerd^^N^ olan ordulannm ok ve yay ile lechizli süvarilerden teşkil etmeğe başlan, *'N, Hun suvarilen. küçüklükten ıhbaren at uzennde yaşayan, at üzerinde yiyen, içen, uyuyan bozkır insanının soyundan geliyorlardı”.
RooiAİıUrm bftşUngıçU çözemediği at ve süvari arasındaki uyumu,^ döneme art arkeok>fLk buluntulardan açığa çıktığı gibi önü ve arkası o
rahat ve güvenli bir oturma sağlayan başlıklı eyerdi. Bu sayede Hun beyiç^^ Roma imparatoru I Theodosios gibi kendilerinin attan düşerek öln^çj' ^ fınat vennıyorlardı^ Buyuk bir maharetle ata binebilen Hunlar, en az len yerde ortaya çıkıyorlardı ve hızlan ünlerinden önce gidiyordu. Onlar da eşsiz ve benzersiz", onlar "*aptala çeviren bir hızla ileri atılıyorlar".
dağlardan kopup gelen kasırga gibi", "öyle ölçüsüz bir hızlan var ki insan n fark edene kadar, onlar karargâha dalıyorlar" gibi sıfatlarla tanımlanmak^ onların rakıplenni her zaman şaşırttıklan anlamına geliyordu^.
Çok sayıda değil, küçük gruplarla saldınyorlardı. 500-1000 adamdan şan bir birlik savaşa, aynı anda farklı yönlerden, uzaktan, birbiri ardına sık atı lan ve korkunç isabetli ok yağmuru ile başlıyordu. Böylece düşmanlanna, onU n yok edecek oldurucu darbeyi vuruyorlardı. Uzaklardan gelen bu ani hücuma karşı savunma, oklarm menziline girmeden mümkün değildi ve de kör gibj Hunlar üzerine saldırmakla olabilirdi ki, bu da imkânsız gibi bir şeydi^.
Uldız Devri ve Romalılarla İlk Münasebetler
376 yılındaki büyük fırtma ve kavimler hareketinden sonra Hunlar, aşağı yukan 20 yıl boyunca Romalılann görüş alamndan uzaklaştılar. Bu arada devletlerinin teşkilâtlanmasıyla uğraşıp, diğer kavimleri rahat bıraktılar^. Belki de
F. Altheım. Gesektehte Der Hunnen, I, s. 306-311; G. Feh6r, 'T'ürko-Bulgar, Macar ve Bunlara Akraba Olan MıUeÜenn Kültürü -Türk Kültürünün Avrupaya Tesiri", II. TTKZ, İstanbul, 1943, s. 315 vd.; J. D©er, "Istep Kulüaru", DTCFD, XH 1-2,1954, s. 173.
^ B SızSsz, A Hünok Tört^nete..., 521-22; I. Böna, Dos Hunnenreich, s.l6.
^ M Neogoe, Üç Badarii, (Türk tere. M Ülkusal) İstanbul, s. 25-26; G. Zichy, A Stepp^ Rigi Unmsno-mmdfmî. Budapest, 1936, s. 68. vd.
' I B6na, Dm Hunnenreich. s 17
* Baiamır'den socu-a merkezi Hun yönetiminde kimin olduğu tam bilinmemektedir. Belki de 412-13 vıiiannda Dalmacya sahil )folu ile Aquiliea'ya, oradan da Pannonia bölgesine ulaşarak Hun lilkesi-ni ziyaret eden Bizans elçisi CHympiodoros'ım büyük Hun krab olarak ismini kaydettiği ve ok atmada usta olduğundan gayri haidonda bilgi bulunmayan Karaton (Türkçe siyah elbiseli) o su-alarda Hun hükümdarı idi. Yalnız bu arada Hun dış politikasına damgasmı vuran ve Doğu-Batı Roma imparatorlukları üe münasebetleri yıirüten Uküz ise Bati kanadı sorumlusuydu.
^akı Roma İmparatorluğu içlerine, Got 1ar ve Alanlar ile bu'lik-her tarafı yakıp yıktıklan savaşı biraz unutturdular Hurüann Av-g^f^lnıeleri neticesinde Doğu Gotlan ve Alanların bir kısmı ile la^ tamamına yakını yerlerinden sürülerek Roma İmparatorluğu yerleştiler Bu sure zarfında, coğrafi sebeplerden dolayı kavimler gö-jjjantılarmı hisseden devlet ise Doğu Roma oldu".
jjjşık 37^*^ yıllan arasında Hurüar, Doğu Roma İmparatorluğu nun diki topraklan üzerinde direkt bir harekette bulunmadılar. Fakat bu ^fjtorluktaki olaylan da yakından takip ettiler. Nitekim tanhçi Hı-da dediği gibi, ilk saldınyı. Doğu ve Batı Roma devletlennın bir-^ ileMvaşa tutuştuklannı haber aldıklannda gerçekleştirdiler. Doğu Roma toru I Theodosios, birliklerini doğu bölgelerinden çekti. Hatta Tuna'nın oturan ve smırlannı korumakla vazifeli Vizıgotlan da yanına P^^'^usuyla, imparator karşıtı Eugenius (394)'a karşı Alpler'e çekildi. Böyle-ye Tuna'da sınırlar korumasız kaldı. Hunlar, 395 yılında kendilenni ^ jpilılıra hatırlatmak için bu uygun fırsatı kullandılar*\
Hunlar, meşhur stratejilerine uygun olarak imparatorluğa iki farklı yönden ^Idııdılar Aj^ırlık merkezi Tuna olan Batı kanadı tarafından organize edilen bir jgjjın Hunlar, önce donmuş olan Tuna'dan geçerek Moesia düzlüklerini zapt et-^ Buradan Alpler'e kadar akınlar yapmayı denediler. Balkanlar, İlIyria ve Tnky* y* ilerliyerek tahrip ettiler. Hunlarm bu hareketi, Romalılardan çq1i20 yıl önceki dehşeti içlerinde taşıyan Gotlarda büyük bir korku uyandırdı^. Merkezi Don Nehri civarında bulunan doğu kanadı tarafından tertip edilen ve Bısık ile Kursık adlı iki bey tarafmdan idare edilen bir kısım Hunlar ise Kafkas-m üzerinden Küçük Asya (Anadolu) ve Suriye'ye saldırdılar. Bu Anadolu akını
kDırHmıun, I. s. 185. vd.; C. Müller, Oiympiodorus, Fragmenta Historicomın Graecomm, IV, s. 57, 41, C D. Gordon, TV AgeafAttila, Michigan, 1960, s. 59; V. Pâdânyı, Dentu- Magyarüt, Vcszprcm, lW,ı. 248-249, O Pritsak, "Ein Hunnısches WorP', ZDMG, 104, 1954, s. 124-135; Aynı mlf., TV Hımıc Ltnguâge of the Attila Clan, s. 437-438. Bu arada Thompson, Karaton'dan önce Donatus diye bırmın Hun hıikumdan olduğunu söylemiştir. Ayrıca kaynaklarda admdan başka hiç bir bilgi olmayan Donatus un öldürüldüğünü, yerine Karaton’un geçtiğini, daha sonra da Basık ve Kursık’m Hun kıkumdan oUuklannı da belirtmiştir. A Thompson, A Histoıy of Attila, s. 58-60. Oysa bu bilgiler Vhangı bir tarihi kaynak tarafından teyit edilememektedir Zaten eserinin çoğu kısımlannı, günümü »ywt losyolojisı ve demokrasisi açısmdan kendi bakışı doğrultusundaki yorumlan oluştur-naktadır
«raunda HunUr, bugunkü Emmmv, Karasu ile Fırat'ı geçerek Malatya Vf kurova bölgesine kadar ilerlemişler, Urfa ile Antalya'yı kuşatıp, Suriye'ye rek Kudus taraflarına varmışlardır. Orta Anadolu'ya Kayseri>Ankara dvar)|^ kadar gittikten sonra, Aaerbaycan-Baku yolu ile merkezlerine geri donmu|le, dır Gerçekleştınlen bu akmlar planlı olmuş ve yerleşilerek vatan haline gctıni,, cek en müsait topraklan bulma gayesi taşımıştır. Bu durum. Doğu Roma ralofiugu kadar Sasarulen de telaşlandırmış ve korkuya sevk etmiştir”.
MS 375-400 yıllan arasında Avrupa'da faal bir harekette bulunmayan Huıv. laldan kuçuk bir grup, Tıma'nm güneyindeki toprakları ele geçirdiler ve Panno^ ma bölgesinde gonilduler. Bu zaman içerisinde Doğu Roma hudutlanndâlu Hanların sayısı fazla değildi. Bunlar da Doğu Macaristan ve Transilvanya'da bulunmaktaydılar. Hunlarm esas kütlesi Güney Rusya'da Don Nehri civannda-kı merkczlennde bulunuyordu**. Doğuda ve batıda yapılan seferler merkezin kontrolü altında kanatlar tarafından idare edilmekteydi. Anadolu seferinden bahsettiğimiz Hunlarm, dönüşte 396 yümda Sasaniler ile mücadeleler yaptığı görülmektedir. Sasanilerin merkezine yakm bir yerde görülmeleri ahaliye bir korku yaşattı ve Sasani Hükümdarı IV. Behram Hunlarla şiddetli bir mücadeleye girişti®. Pnskos, Batı Romalı elçi Romulus ile konuşurken, onun anlattıklan-na istinaden şunları nakletmektedir: "...İskit ülkesinden İranlılann ülkesine na-sıl gidilir diye sorulması üzerine Romulus, İranlılarm ülkesinin İskit ülkesinden çok uzak ve Iskitlerin bu yolda acemi olmadığım, bir zamanlar memleketlerinde kuraklık olduğundan ve Romalılar o zaman devam eden harplerinden dolayı onlarla savaşamadıklarmdan, İskitlerin İranlarm ülkesine girdiklerini söyledi. İskit kral soyundan Basık ve Kursık idaresindeki İskitler, İran'a kadar giderek buralarda büyük bir kalabalığa hâkim olmuşlar. Roma'ya gelmişler ve ittifcik etmişlerdir. Onlarla birlikte gidenler anlatıyorlar ki, çölden geçtikten sonra bir gölü de geçerek, Romulus Maeotis (Azak Denizi)'i düşünüyor, on beş gün dağlık bölgelerden gidip İran'a bu suretle gelebilmişlerdi. Etrafı yağma ettikleri bir sırada İran ordusu gelerek gökyüzünü oklarla kaplamış olduklarmdan, başlannm üzerinde bulunan tehlikeden korkarak pek az ganimet ile geri çekildiler. Bu felaket önünden geri çekilirken, dağlar aşnuık mecburiyetinde kalnuşlar ve gani
^ juseİCT sırasında Hunlann genel olarak Aşağı Don'un doğusunda ve Ma-^(Jeotuıduklan anlaşılmaktadu-. Hunlar hareketlerinde Maeotis'in doğu kı-
bovuna uzanan Kafkasya'mn batı yolunu seçmişler ve İranlılara ulaşmak ^aı u 15 güne ihtiyaç duymuşlardır. Burada kayalıklardan çıkan ateşin Ba-^ Vınmadasindaki petrol yatakları olduğu tahmin edilmektedir. Buna göre ^ dönüş Hazar Denizi'nin batı kıyısı boyunca Derbent geçidi veya Hazar Ka-^ vasıtasıyla olmuştur*'. Ayrıca Edessa (Urfa)'nm kuşatılması dolayısıyla da gjfiN Kroniği'nde Hunlann atlanmn üzerinde fırtma gibi uçan Yecüc-Mecüc Ijvnu olduğu kabul edilerek şu bilgiler verilmiştir: "Şehir Hunlar tarahndan (jıjıüklı. Halk dağlara çıktı. Manastır ve rahiplerin olduğu şehrin üst kısmı kal-i Hunlar halkı kovaladı. Kimi kaçtı, kimini de Hunlar esir aldılar. Bazı rahibe-lenkovabdılar. Bazılanna da tecavüz ettiler. Şehirde başka bir şey bırakmadı-kr-.
Yılnız Hunlann bu seferi hakkında ortaya çıkan bilgiler oldukça kanşıktır. Hepsinin 395 yılındaki harekete mi ait olduğu yoksa 359-361 veya 400 yıllann-dı bifka bir sefer düzenlediler de bazdan ona mı dairdir, bilinmemektedir. Hunlann ilk devirlerinde İran bölgesinde gelişen olaylann Ak-Hunlann faali-vetleri ile kanştmlma tehlikesi de vardır.
25 yıllık bir sessizlikten sonra nüfuslarını, güçlerini arttıran, birçok kavmi «raiden oynatarak Güney Rusya bozkırlarının tek sahibi olan Hunlar, Avrupa çiennde yeniden harekete geçtiler. İmparator I. Theodosios'a İtalya seferinde leiıkat eden 1. Alarik ve birlikleri, Hunlann saldın haberi üzerine aceleyle Tümda Moesia'da bulunan yerlerine geri döndüler. Kış gelmeden bütün aileleri-Honya getirip, Balkanlara ve imparatorluk içlerine çeküdüer. 399 yılından be-libiranya toplanan Got paralı askerlerinin komutanı Gainas'm müfrezesi İstan-Inl'un çevresini yakıp yıkıyordu. Bunlar aynı zamanda kendiru Ostrogotlann kak ilan eden Tribigild(us)'in müfrezesiyle Bosporos'un iki yakasmda Romalı-laılatükat aynı zamanda birbirlerine karşı da) kanlı savaşlar yapıyorlardı”.
Bu kuvvetli barbar akmlanna karşı Doğu Roma savuıunası hemen hemen çıresirdi. 400 yılınm yaz aylarmda Gainas, İstanbul'u fethetti ve gerçek bir terör
CBtlrdi BankaUn yağma etti, imparator sarayını yaktı, tutkulu bir Aria^ kcikdi taraftarları »çm Hıristiyan bir kiliseyi işgal etmeye çalıştı. Bu bir bela getirdi. Başkentin öfkeli halkı sokak savaşlarında ordusunuj^ ^ ^ imha em. Diğer 3ransı lae korkuyla şehirden kaçtı. Gainas ve etrahndai^^^ surusu imparatorluktan da surukiu. Trakya üzerinden Tuna'mn kuzey na yaıu eski
hır ettiler Bu sırada Hunlann batı kanadı reisi olan Uldız. Gainas'm kaf yeni yıl armağanı olarak İstanbul'a gönderdi (3 Ocak 401). İki yıl boyunca
sine çok zararlar vermiş olan haydut sürüsü beyinin ölümü kadar sevindirici nı yıl armağanı tahayyül edüemezdi. imparator Arkadius (395-408) teşekk^ olarak bir suru hediyeler gönderdi. Düşmanının düşmamyla bir ittifak yaptı Ba şannın büyüklüğünü göstermek için olaym amsma. Traja sütunlannın resimjç^ nnden sonra, muhteşem Arkadius sütunlarım yaptırdı. Yalnız bu zaferi, zafer çığlıkları içerisindeki imparator ve Romahlar kazanmadılar’^.
Balkanlar çevresinde ölçüsüz tahripler yapmış olan ve Romalı general rolündeki Vizigot Kralı I. Alarik, Gainas'm devrilmesi haberi üzerine, gene ayaklan altındaki toprağm çok ısmdığmı hissetti. Daha 401 yılmda İtalya'yı yağmaladı. Gerçekte ise Hunlann önünden Juli Alpleri'nin arkasma kaçtı. Ordusunun bir kısmı, o zamanlar Dinyester savaşımn kahramanlanndan oluşuyordu. Bu sebeple onlar. Hunlar tarafmdan esir almdıklarmda kendilerini neyin beklediğini iyi biliyorlardı. Italyan öncü akmlarmda bu sefer başansızlığa uğramışlardı. Batı Romalı Başkomutan Stilicho; Vizigotlan, Pannonia bölgesinin Alan ve Hunlu birliklerin yardımıyla. Raeüa'dan ücretli asker olarak giden Vandallar gibi iki defa yendi. Bundan sonra 402'de, Pannonia ve Dalmaçya arasındaki bölgeye. Dinar Alpleri'nin koruma bölgesine geri çekilen Alarik'i püskürttü”.
Bu arada Karpatlarida da genel bir panik ortaya çıktı. Hun kıskacı harekete geçti. Tuna bölgesinden Sarmatlar'dan binlercesi Roma İmparatorluğu toprak-
A. Fcmil, The Fmü of the Roman Emptre, *. 91-96; B.S. Bachrach, A Htstory of the Alans in the West, s. 33 vd
Kaynaklarda Uldıs, Uldes, Uldin. Huldin peklinde geçen Hun Batı kanadı reisi Uldız’ın ismi Türkçe '‘yıldız'* manasmdadır. G. Doerfer, "Zur Spraehe Der Hunnen", s. 37; B. SzAsz. A Hünok Tört^eie -s. 28-29. Pntaak. ismin Hunca Öl-din (= 61-di-n)‘den gelmiş olabileceğini, bunun da Bulgar adlann-dan Ultzmdur (öl-cın-dür)'la bağlantıb olduğunu söylemiştir. O. Pritsak, The Hunnic Languagf of the Attiim elan, s. 436-37 1. Böna. Dos Hunnenretch, s 18
L. Sehmidt, Mundmcum UnJ DmsBurgundarretch mm Rhetn, Germenia, XXI, 1937, n. 264-266; T. er, Hıstotre Du Bas Emptre, 1968, s. 247-249. google seo fiyatı sizin icin sundu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder